Tivitlerimde tabii ki de şaka yapıyorum. Okul, anne ile ilgili olanlardan bahsediyorum. Bu benim eğlenme halim. Ciddiye alırsan sen kendini boşu boşuna kızdırmış olursun. Neyse. Hackerım ve basit yöntemler kullanmıyorum maalesef. :) Bu yüzden daha güzel şakalar bulsan iyi olur. Bunlarla bir yere gelinmez. :) Kaç yaşındasın, ergen misin, benden büyük müsün bilmiyorum ama saygısız olduğun kesin. Tabii ki de eleştiri yapabilirsin ve kendi fikirlerini söyleyebilirsin. Bunun için fake hesapta açabilirsin ve bunu yapan tek sen değilsin, dünyanın her yerinde yapıyorlar. Amacının dikkat çekmek olduğu da belli. Ama insanları kırarak bir yere gelinmez. Bunu söyliyeyim. Eğer söylemek istediklerini nazik ve doğru bir şekilde söyleseydin hem saygı kazanırdın hemde bu şekilde nefret edilmezdin. Senin hesabın yüzünden bir hesap zor duruma düştü. Özür dilemişsin ama ne faydası var ki? Bu senin yaptığın zaten tuvalete gideceğim niye yemek yiyorum hesabı. Evet dikkat çektin, eğlendin ettin ama bir çok insanın da nefretini kazandın. Eğer böyle yapmak hoşuna gidiyorsa zaten karakterinin kötü olduğunu gösterir bu. Ve biz bu konuda hiçbir şey yapamayız. Yine de biraz ahlâklı davranmanı tavsiye ederim. Tabi beni dinlemeyebilirsin de, ama eğer Akıllı Kız isen söylediklerimi dikkate alırsın zaten. İyi geceler.
ps: Hacklemek kelimesinin tek anlamı hesabı kapatmak veya şöyle böyle etmek değildir bu arada. Gerçek hesabını bulup senden uzak durmak isteyenler var. Buna bende dahilim. Ve ben öyle her önüme geleni hacklemem. Ki bu hesap şu ana kadar uğraştıklarımının en değersizi ve gereksizi. Ama en azından başkalarını kırmayıp yardımlarını geri çevirmiyorum ben.
“Hayatım gerçekten karışık.
Ne yapacağımı bilemiyorum.
Hepinizin dediği gibi yalnız mutluyum diyorum.
İyiyim, mutluyum diyorum..
Ama gün bitip gece geldiğinde yalnız hissediyorum.
Ağlıyorum..
Ne yapacağımı bilemiyorum..
Bilmek istiyorum,
hayat bana neler getirecek,
yarın nasıl yaşayacağım,
ya da bu gece ölecek miyim?
…
Düşünüyorum.
Korkuyorum sanırım.
Gelecekten korkuyorum..
Ağlıyorum..
Tek yapabildiğim ağlamak çünkü,
elimden gelen tek şey bu..
Ne yapabilirimki?
…
Aslında birilerini bekliyorum..
Kimi bende bilmiyorum ama bekliyorum işte.
Biri gelsin ve beni bu karanlık dünyadan çekip çıkartsın istiyorum.
Ama gelmiyor.
Bir türlü yollarımız kesişmiyor.
Ve günler geçtikçe ben daha da batıyorum..
Ne yapabilirimki?
Elimden bir şey gelmiyor.
Zorlanıyorum..
Hayat bu deyip geçmeli miyim?
Çünkü benden daha beterleri var biliyorum.
Ama..
Ah anlatamıyorum..
Söyleyemiyorum..
…
Çığlık atmak istiyorum;
kalbimi kıranlara,
beni acımasızca bi’ kenara fırlatanlara “hayatımı ne boka çevirdin haberin var mı” diye bağırarak yüzlerine tükürmek istiyorum.
Ama yapamıyorum.
Çünkü güçsüzüm.
Güçsüz..
…
Bazen kendimi öldürmek istiyorum.
Değerimi anlasınlar istiyorum
Belkide kimse üzülmez,
Bilemiyorum.
Ama sonra düşünüyorumda,
Yaşamak istiyorum ben.
Gülmek istiyorum..
Kumsala gitmek istiyorum mesela.
Güneşe bakıp gülmek istiyorum..
Deniz kenarında yürümek istiyorum,
Ayaklarım ıslansın;
O an dünyadaki en mutlu,
en huzurlu insan ben olayım istiyorum.
…
Bu karanlıktan çıkmak istiyorum artık.
Bana ne onlardan, arkamdan ne dediklerinden deyip hayata gülümsemek istiyorum…
Hayır,
Dudaklarımın gerilmesinden bahsetmiyorum,
“gerçekten” gülmek istiyorum..
Silmek istiyorum herşeyi.
İçten bir gülümseme istiyorum.
Evet.
Gülümsemek.
Tek istediğim huzurlu bir şekilde gülümseyebilmek.
Kahkaha atmak istiyorum.
Çocukken attığım kahkahalar gibi.
“Gerçek” kahkahalar gibi..
Evet, gerçeklik,
Hayatımda gerçeklik istiyorum.
…
Gerçek bir gülümseme..
Hepsi bu…
Hepsi bu!
Sadece bir gülümseme.
Neden bu kadar zorki?
İnsanlar sadece çikolata yiyerek mutlu olduklarını söylüyor.
Ama yalan söylüyorlar.
Bilmem ne hormonu salgılıyor diyorlar.
Hah!
Sadece kendilerini kandırıyorlar.
Aynı benim gibi,
önceden arkadaşlarımın yüzüne bakıp “iyiyim ben” diyerek “gülümsediğim”,
bir sorun mu var diye sorduklarında
hayır diyerek “gülümsediğim” gibi..
Aynı benim gibi..
Oysaki bilmiyorlar,
aslında mutsuz olduklarını,
çikolata gibi şeyleri bahane ederek sorunlarını içine gömdüklerini,
yüzlerindeki gülümsemenin,
içlerindeki mutluğun sahte olduğunu bilmiyorlar.
Belkide işlerine geliyor bu durum..
Ama gün geliyor, o içlerine attıkları sahte mutlulukları
maskelerini indiriyor yüzlerinden.
Kalplerini eritiyor.
Ruhlarını emiyor.
Güçsüzleştiriyor onları.
Ve gece olduğunda yalnız hissediyorlar..
Ağlıyorlar..
Aynı benim gibi.
…
Bazıları, bunları söyleyince gülüyor.
Ama kendilerinin de bu durumda olduğunu göremiyorlar.
Görmek istemiyorlar.
Kabul etmiyorlar mutsuz olduklarını.
Mutluyuz diyorlar,
İyiyiz..
Ama gün geliyor patlıyorlar.
Önceden, en mutsuz günlerimde bile beni mutlu ediyor dedikleri şarkılar bile işe yaramıyor artık.
Mırıldanıyorlar şarkıyı,
Mutlu olmaya çalışıyorlar
Ama olmuyor..
Herşeyi anlıyorlar o zaman.
Ne kadar mutsuz olduklarını,
aslında hayatlarının düşündükleri, “hayal ettikleri” kadar toz pembe olmadığını..
O zaman anlıyorlar aslında mutsuz olduklarını.
Ve herşey yerle bir oluyor..
Ağlıyorlar..
Birilerini bekliyorlar..
Ölmek istiyorlar ama vazgeçmiyorlar yaşamaktan, “vazgeçemiyorlar”…
Farkediyorlar.
Gerçek bir kahkahaya,
gerçek bir gülümsemeye nasıl ihtiyaçları olduklarını farkediyorlar.
Aynı benim gibi..
…
Yine de pes etmiyorlar.
Çünkü içlerindeki küçük bir umut ışığı onlara güç veriyor.
Savaşıyorlar.
Vazgeçmiyorlar yaşamaktan..
…
Bende vazgeçmiyorum.
Çünkü hala ümit ediyorum, gülmek istiyorum, hayata devam etmek istiyorum..
Vazgeçmiyorum;
Çünkü yaşamak istiyorum.”


